Hoş Sedalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hoş Sedalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Haziran 2013

4 Nisan 2013

Dinlenesi..

 

 ♥

♥

♥ 


13 Ocak 2013

Cennetim Olur musun..?



                                                                         ♥

7 Temmuz 2012

Maher Zain - İnşallah



İnşallah   HAK   seninle..

19 Haziran 2012

Fatmanın namazı..



Her gönlün nasibi değildir secde..

13 Haziran 2012

22 Nisan 2012

Dinliyorum..


Kaldır dağı, arasına koy beni,
Ah edersem yansın benim her yanım..



20 Nisan 2012

Kutlu olsun Doğum Günün..



VAY HALİNE

Sizi görüp , Size şefkatle bakmayan gözlerin vay haline
Sizi işitip, Size inanmayan kulların vay haline
Yolunuzun üstüne taşlar  koyanların, dikenler serenlerin vay haline
vay haline Taif'te mübarek sakalinizdan süzülen yaşların ve kanların akmasina sebep o taşlari atan ellerin sahibine, vay haline..
Ey bahtsız çocuklar hiç Gül incitilir mi?
Bir Peygamber taşlanır mı hiç!
Taif utandı, ağladı Taif
Atılan taş utandı
Taş da ağladı.
O taşlar ki, hep mübarek ayaklarınızın altını öpmeye müptelaydı.
Nur yüzünüze böyle temas etmek ister miydi hiç.
İstemezdi canınızı yakmayı

İki dağ arasında küçük bir kentti Taif
Sizden bihaber yaşayanları vardı.
Henüz içmemişlerdi ellerinizden iman şerbetini
Tadını bilmiyorladı daha
Siz ne zaman Taif'e gitme kararı aldığınızda
Bahtına ne zaman Siz düştünüzde Efendim, Taif'in
Güllerle sevinçle karşılamaları lazımdı Sizi
Zira ebedi mutluluğu getiriyordunuz
Zira sonsuz bir kurtuluşu vaadediyordunuz onlara
Öyle bir anahtar veriyordunuz ki açtığı kapı sonsuz bir alemin sonsuz saadetleriyle buluşturacaktı onları

Ne gül uzattılar Size, ne hakkıyla davrandılar
Taşladılar sizi Efendim!
Utanmadan sıkılmadan korkmadan taşladılar
Gül yüzünüzden ümmetin affı için gözyaşı döküyorken...
Bir de mübarek kanınız eklendi buna
Yaralanan ve kanayan yerlerinizden düşen damlalar eğer etseydi yere temas
Alemin sonu olurdu, biliyordu melekler bunu
Dört bir tarafınızda pervane olup herbiri bin aleme bedel mübarek damlaları yakalamaya çalışıyorlardı yere düşmeden
Çok yorgundunuz Efendim
Bir ağacın yanında oturdunuz
Yüzünüzde kanınızla karışan gözyaşlarınız.

Sizi Taif'ten taşlayarak çıkaran çocuklar
Evlerine bir utançla döndüler
Anneleri hiçbir suyla çıkaramadı ellerindeki bu kiri
Mübarek bedeninize temas edip sizi inciten taşlar utançlarından bölündü
Bölündü, un ufak toz oldu.
Mübarek ağzınızdan gönlünüzün büyüklüğüne yakıştığı ve sadece Ümmetini çok seven bir Peygamberin başardigi Kelimeler döküldü
” ALLAH`IM bilmiyorlar, onlari affet, bilmiyorlar ”

Senin Yanından oldum ben bir SÜRGÜN,
Sensizliğe ağlıyor kalbim üzgün,
Bülbüller Seni söyler dertli bugün

Kutlu olsun Doğum Günün..



6 Nisan 2012

Sen ağlama Efendim..



...

" Ey Allahım yardım et!
Daha geç incinelim
Daha çabuk bağışlayalım
Daha az yargılayalım
Ve daha çok fırsat verelim.."

Amin..

...

Hayırlı cumalar

:)

15 Mart 2012

Annem..



Saçlarına yıldız düşmüş, koparma Anne..
Ağlama..

...
..
.


Üniversitedeyken bunu dinlerdim hep..
Her fırsatta defterlerime, kitaplarıma bulduğum her yere yazardım..
..

Yanlızlığımı daha çok hissettiğim şu günlerde ANNEM yine senin şarkını dinledim bu gün..
Bende nasip olursa Anne olacağım.. Ama hala senin küçük kızınım.. 
Hala sana ihtiyacım var..  Hem de çoooook..
Keşke demek mümine yakışmaz biliyorum ama keşke be anne keşke yanında olsaydım, pamuktan yumuşak bembeyaz saçlarını sevseydim..
YUMUK YUMUK ELLERİNİ ÖPSEYDİM DE KOKUNU TEEEEE İÇİME ÇEKSEYDİM..
ACABA BİTERMİYDİ HASRETİM.. DİNERMİYDİ GURBETİM..?
ANNEM SENİ ÇOK SEVİYORUM..
VE BİTMEYECEK OLAN ÖZLEMİNE HER GÜN YENİSİNİ EKLİYORUM..



20 Şubat 2012

Allaha ne verdiniz ki ?



Allaha ne verdiniz ki siz kabir azabını  rahatlıkla geçeceğinizden emin bulunuyorsunuz..?
Mahşeri rahat aşacağınızdan emin bulunuyorsunuz..
Sıratı geçeceğinizden, cennete gireceğinizden emin görünüyorsunuz..




20 sene okuyorsunuz..
20 sene çalışıyorsunuz sonra emekli oluyorsunuz..
Sonra ölüm bekliyorsunuz.. 
İşte hayat dediğiniz bu..

14 Kasım 2011

Doğum günümde..




 Anılmaya değer bir hayat mı yaşayamadım yoksa anmayı bil-e-meyen yüreklere mi emanet edildim..?

Hatırlanmak bu kadar mı önemli..?
Bilmem..
Ama..
Dokundu işte yüreğime..
Hasret..
Yanlızlık..
Ve dahi hatırlanmayı en çok istediğmden yana tekrar unutulmak, tekrar umursanmamak..

Ey yeni yaş hüzünle geldin, hüzünle sürme..
Hayır getir, huzur getir..
Sukunete erdir..


20 Temmuz 2011

 


 
*Sertap Erener / Bir Çaresi Bulunur Elbet..



 
 
"Bir çaresi bulunur elbet yarın yeniden yaşamanın..
Bir çaresi elbet bulunur çıkmazların, bi uyuyup uyanalım.."
 
 



30 Haziran 2011

Ciğer yanar, duman tütmez kurbanım..



Müthiş bir şiir..
Alıpppp götürecek sizi uzaklara..
Ruhunuzu dinlendirecek..
Keyifli dinlemeler..





Ciğer yanar, duman tütmez kurbanım..





*Serdar Tuncer / Kurbanım

11 Mayıs 2011

Medinem yetmedi mi? Bitsin bu özlem..

---
" Rabbimiz!
Bizi evine kabul et.."
Amin..
---



 

* Hasan Dursun / Hasretinden



5 Nisan 2011

Sular da ağlar..






*Taner Yüncüoğlu/ Sular da ağlar..




"…Eller isyana durmuş giderken Sana ağlayan göz benim olsun..."

...
..
.




12 Mart 2011

Annem.. / ŞAİRE OSMANİ


 


ANNEM
Beni doğuran annem
bir yangın var içimde anlatamam
yazık ki yanmadan bu yangından da kurtulamam
hizmet desem nar-ı aşk desem kor desem anlar mısın
git deyip kınalı kuzum deyip alnımdan öpüp beni uğurlar mısın
yine mi gurbet deyip düşmesin yüreğime gam
toprak kokulu elinle gül yavrunu okşa son kez
ben gitmesem o gitmese bu dava kime keder anne kime gam
aklın kalmasın bende rabbime emanetim ben
dizlerinin dibi kadar güvenli kucağın kadar sıcak bir yere yolculuğum
cennet anaların ayakları altında değil mi hem
müsade et öpeyim ayaklarının altından başlasın cennete yolculuğum
bir sözüm vardı unutmadım hatırımda
hatırlatıpta ne olur hatırımı yıkma
evet tahsilim bitince hep kalacaktım yanıbaşında
lakin sana söz verirken rabbim gelmemişti aklıma
rabbim diyorum anne rabbim
rabbimin aşkı şimdi damarlarımda
alem yanıyor anne alem anlıyor musun
yanarken alem alev alev benim bakmamı mı istiyorsun
gitmem gerek gitmem gerek anne beni anlıyor musun
burada bir çift gözle bekleyeceksin sen beni
binlerce göz bekliyor beni anne binlerce göz beni oralarda
dönmek var dönmemek var ölüm var kalım var
şöyle sıcak kucağınla sıkıca sar bi yavrucuğunuhakkını helal et sütünü helal et
kalmasın aklın buralarda
mübarek dualarınla mübarek eyle yolculuğumu
bu alemde bize gurbet bize hasret
sanma bir benim annesinden ayrı kalmış kınalı kuzu
binlerce evlat var
anasından ayrı başları kınalıyüzleri nurlu
gurbette birbirimizin anasıyız babasıyız yariyiz yareniyiz
bir ilahi aşkın peşinden dört bir yana savrulmuşuz
nazlı bir leylanın ateş-i aşkıyla tutuşmuşuz.
kimimiz keren kimimiz ferhat kimimiz mecnunuz
anne nereye bu gidiş deme sana adres veremem
dönüş ne vakit deme
belki de hiç dönemem
gurbet ellerde ölmek var belki bahtımda mezar taşım bile olmaz belki yerimi belli eden
sen bil,bu sana yavrunun ,ayşenin vasiyeti olsun
eğer ki gurbet ellerde ölürsem
oralarda ölmek son arzumdur
selamı bilal-i habeşi okur ,olur ya efendim kıldırır namazımı
bu da bu garibin umududur.
duyarsan anacığım eğerki duyarsan bir gün
mozambikte bir gül açmış duyarsan afganistanda bir gül açmış
duyarsan kutuplarda bile bir gül açmış
bil ki yavrun ayşen ölmüş gül olup sana açmış.

TAHA

22 Şubat 2011

"Bir gün..."

                                                                                                                      


Bir gün...
Belki de dünyayı en çok sevdiğimiz bir gün...
"Sonsuz bir davet" alacağız.
Kalbimiz yanımızda...
Kalıp adına ne varsa... burada bırakıp gideceğiz.

O zaman şunu diyeceğiz kim bilir: 

"Şöyle keyifli keyifli kaç nefes alabildim? Ne de geçici imiş dünya! Böyle birdenbire mi bitecekti her şey? 'Hızlının hızlısı bir yer'in adı mıymış o geçici hayat?"

Bir ağaç dikip gitmişsek eğer, belki de gölge olacak orda. Ağacın meyveleri gelecek belki de önümüze. Bir çocuğun tebessümünü çoğaltmışsak, koşup gelecek çocuk yanımıza: 'İşte bu amca/teyze elime bir şeyler tutuşturmuştu.' diyecek. Okuduğumuz ne kadar hoş cümle varsa hepsi hece hece "ışık" olacak mı; olur! Düşer önümüze, aydınlatır yolumuzu.

Bir kirazı yerken, şöyle kulpundan tutup, bir çamurun nasıl olup da kiraza dönüştü(rüldü)ğünü düşünmüşsek... Hoşuna gidecek Sanatkârlar Sanatkârı'nın... "hoş geldin"ini duyacaksınız. Çamuru kiraz, elma, karpuz, portakal ve saire yapanı göreceksiniz.

Bir bardak su verene teşekkür insanlığımızı küçültür mü? Olmaz der içiniz dışınız, olmaz! Suyu taşların, toprakların arasından çıkarıp gönderene teşekkür de... insanı insan yapar, işte!

Baki:
"Minnet Hüda'ya devlet-i dünya fena bulur;
Baki kalır sahife-i âlemde adımız." der. Der ve minnetin adresini verir.

Dünya Devleti'ni bırakıp bırakın gidenler bıraktıklarını kime bıraktı! Bütün "yığdıklarımız" burada kalmıyor mu? Taştı, topraktı, altındı, evdi, yalıydı, halıydı... Hepsi, hepsi O'na bırakılmıyor mu? Onun ihtiyacı yok ki ama... En büyük vâris O demek ki.

Şu, Ahmet'ten Mehmet'e; ondan ötekine de... Daha sonra?
Daha sonrası gerçek Vâris'e...
Öyle ya... Kimin malını kime bırakıyorsun? Bizimkisi sözde vârislik. Bu geçici vârisliğimizin aynasında/n gerçek Vârisi görmek aslolan.
Başka ne ki?

Öyle; aldanmamıza, üzülmemize gerek kalmıyor o zaman. Nerede benim mülküm, nerede samur kürküm diye hayıflanmanın gereği var mı?

Ara sıra müsekkine ihtiyacımız var. Hapishane gibi mesela. Gidip oralara hürriyetin ne olduğunu anlamak için.
Hastaneye bir de... 'Oh, sağlığım yerinde!' diye.... Aynada kendinize bakıp bakıp: Ne zenginmişim!' demek için. Hoşluğun, nefes almanın, ayağımızın yere bastığının daha nelerin farkında olmak için.

Sonra? Sonrasını anlatmak o kadar kolay değil. Kolay değil 'lezzetleri acılaştırıp tahrip edeni/ölümü' günde defalarca düşünmek. Düşünmek ve arada bir "Ölüler Ülkesi"ne gidip gelmek. Onlar da nice şeyleri ve kimilerini bırakıp gitti.

Biz de bırakıp gideceğiz.

Gözümüz arkada niye kalsın!
Vârislerin Vâris'ine bırakıp gideceğiz.
Endişemiz, korkumuz... cehaletimizdendir.


Ali Hakkoymaz

16 Şubat 2011

Muhteşem Rumi & Şems Düeti - Erzurum Universiad 2011



Duydum ki Bizi Bırakmaya Azmediyorsun Etme

Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun etme
Başka bir yar başka bir dosta meylediyorsun etme

Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı
Hangi hasta gönüllüyü kasdediyorsun etme

Çalma bizi bizden bizi gitme o ellere doğru
Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun etme

Ey ay felek harab olmuş alt üst olmuş senin için
Bizi öyle harab öyle alt üst ediyorsun etme

Ey makamı var ve yokun üzerinde olan kişi
Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun etme

Sen yüz çevirecek olsan ay kapkara olur gamdan
Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun etme

Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan
Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun etme

Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer
Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun etme

Ey cennetin cehennemin elinde olduğu kişi
Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun etme

Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize
O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun etme

Bizi sevindiriyorsun huzurumuz kaçar öyle
Huzurumu bozuyorsun sen mavediyorsun etme

Harama bulaşan gözüm güzelliğinin hırsızı
Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun etme

İsyan et ey arkadaşım söz söyleyecek an değil
aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun etme
Mevlana Celaleddin Rumi