Bir
teyp kasetinden dinlemiştim. Üstad'ın talebelerinden Hulusi Bey, besmelenin
kerametini şöyle anlatıyordu: Barla'da Üstad'ı ziyaret etmiştim. Yemeğe
oturduk. Bize; "Kardeşim önce fiyatını verelim...
Bismillâhirrahmânirrahîm." dedi. Tane tane ve çok içten bir besmele
çekiyordu. Biz de her zaman yaptığımız ve âdet üzere söylediğimiz gibi değil de
aynen onun insanın içine işleyen söyleyişi gibi birer besmele çektik. Çok az
olan yemek artmıştı.

Seneler sonra emekli olup
memleketime yerleştim. Hafta sonları uygun mevsimlerde pikniğe gidiyor, ders
yapıyorduk. Sırayla bir kişiye, 'Bahçe bizden, bohça sizden' diyorduk.
Gideceğimiz bahçe bizden; ama yiyeceğimiz yemeğin bohçası da sizden demekti.
Birgün bohça istememiştik. Çünkü piknik yerinde ders yaptıktan sonra bir sünnet
düğününe gidecektik. Ama o gün bütün çevre vilâyetlerden dostlar gelmişti.
Düğün sahibi dört-beş kat misafirle karşılaşınca çok şaşırdı. Ama ben yukarıda
anlattıklarımı gelenlere iyice anlattıktan sonra dedim ki:
-
Haydi bakalım bu yemeğin fiyatını aynen Üstad'ın verdiği gibi verelim...
Bismillâhirrahmânirrahîm. Bütün cemaat de aynen benim söylediğim gibi
tekrarlayıp besmeleyi çektiler. Onlar da yemeği bitiremediler..."
İnşallah
bizler de Allah'ın verdiği nimetlere karşı, hem fikir, şükür ve zikir
vazifemizi çok güzel yaparız, hem de merhum Hulusi Bey amcamızın bize Üstad'dan
naklettiği gibi besmeleyi çekeriz.[1]