12 Kasım 2011

Kim olursan ol, gel... Kim olursa olsun, git...




Bir gemide dokuz tane cani, bir tane masum bulunsa o gemi batırılamaz. Çünkü masumu öldürmek, büyük bir cinayettir. Aynı şekilde, bir şahısta dokuz tane hatalı taraf olsa, bir tane de iyi yanı olsa, o şahsa kötü denemez.

Mesela bir elma ağacı, kurtlu meyve verebiliyor. Fakat kurtlu olmayan elması da var. Elmayı alan, bozulan yerlerini temizler, geriye kalan kısmı yer. Yani bir elma kurtlanmış diye onu tamamen atmak israftır. Bir kısım ağaçlar dikenli olduğu için herkes ona yanaşamaz. Amma vahşi hayvanlar için güzel bir gıdadır. Mesela Risale-i Nur'da "kader" bahsinde geçer: Kötü bir hadise, içinde hikmetleri de barındırır. Yani kötü dediğimiz şey, bütünüyle kötü değildir. Mesela bıçakla ekmek de kesilir, cinayet de işlenir. Suç, bıçağı kötüye kullanandadır.

Aynen bunun gibi, kötü insan da yoktur, ahmak insan vardır. Allah insanlara çeşitli kabiliyetler verir, o insan, kabiliyetlerini kötüye kullanabilir.
Allah'ın yarattıklarında kötülük yoktur, iyilik çoktur.

Allah sevmek duygusunu, menfaat duygusunu, inanmak duygusunu, inat duygusunu içimize yerleştirdiği gibi, sevmemek duygusunu da içimize yerleştirmiştir. Müslüman hiç kimseye düşman olamaz. Allah, kin duygusunu içimize koymuş ki, günahlara karşı kin besleyelim.
Mesela asmaları budarız, bize darılmıyor, daha çok meyve veriyor. Cevizleri sırıkla dökeriz, binlerce filizi kırılır aşağı düşer amma yine ceviz verir. Uhuvvet tek taraflıdır. Ben kardeşçe, dostça yaklaşırım; karşı tarafın nasıl davrandığı beni ilgilendirmez. Hem bu şekilde olursa gerçek uhuvvet olur. Diğer taraflı belki alışveriş gibi olur.
Bana darılan bir arkadaşıma dedim ki: "Yahu benim gibi de bir kötü akraban olsun." "Estağfirullah ağabey" demedi, "öyle mi diyorsun" dedi. "Evet" dedim. Gururum incinmedi mi? İncindi. İncinsin...

Gülü tutarken elime diken battı. Hayalen ona dedim ki: "Niye dikenini batırdın?" O da dedi ki: "Sen benim dikenli olduğumu bilmiyor musun? Ona göre tutsana."
İnsanlar da böyledir. Aslında uhuvvet tek taraflıdır. ...

Benim çocukluğum köyde geçti. Bir gün komşumuzun hayvanları bizim bahçeye girmiş; sebzeleri meyveleri, çiğnemişler. Rahmetli annem, "domatesler gitti!" diye bağırmaya başladı. Babamsa çarşıdan iki kilo kiraz almış, komşumuza gönderdi, "Arkadaş, senin hayvanların bana zarar verdi. Olan oldu bir kere. Ben de sana zarar versem bu düşmanlığın sonu nereye varır? Huzurumuz bozulur. Birbirimize düşman olmayalım. Zararı daha da büyütmeyelim." dedi. Tabii bunu herkes yapamaz, insan olan yapar...

Kur'an-ı Kerim'de buyrulmuş ki, "Kötülüğe iyiliğin en güzeliyle karşılık ver. Bir de bakarsın, aranızda düşmanlık bulunan kimse candan bir dost oluvermiştir." (Fussilet Sûresi, 41:34) 

80 yıllık ömrümde öğrendim ki, herkes Mevlânâ Celaleddin-i Rumî değildir. Bu sebepten herkesten kemalat beklenmemeli. Mevlânâ diyor ki: "Kim olursan ol gel." Ben bu cümleyi şöyle söylüyorum: "Kim olursa olsun, git..." Yürünmeyen yollarda dikenler biter... 

Hekimoğlu İsmail

2 YorumLarım-ız:

Deli Anne dedi ki...

Çokkk çoook hoşuma gitti bu yazı.. okudum okudum içtim.. düşündüm, konuştum (sözüm ona İlterle ama ne konuşma.. gözü tv de he he dedi geçti:)) düşünüyorum hala.. Hekimoğlu İsmal'i pek severim zaten.. babama benzetirim.. belki de yaşça halce yakın olduklarından..

Sevgiler arkadaşım. Allah razı olsun:)

Seyr-ü Sefa dedi ki...

Çok sevindim beğendiğine Mümine ablaçım :)

Amin cümlemizden razı olsun inşAllah Rabbim..

Selametle..