
Ramazan ayı gelmeden evlerde, camilerde ve kurslarda mukabeleler başladı.
Bütün bir yıl Kur’an-ı Kerim’i okumak gerektiğine değinen Arı, “Ramazan ayında Kur’an’ı oruçla okumak kişiye ayrı bir tat veriyor. Kişiyi farklı ufuklara götürüyor. Bu anlamda Kur’an’la oruç arasında bir bağlantı olduğunu düşünüyorum. Geri kalan 11 ayda da okumalar kişiyi dinî hayatında diri tutar. Müslüman oruçluyken kendisini günahlara karşı mesafeli tutuyor.” ifadelerini kullanıyor. Peygamber Efendimiz (sas)’in ahlakının Kur’an olduğunu ifade eden Arı, sözlerini şöyle tamamlıyor: “Efendimiz (sas), hayatımızdaki en büyük örnek. Amacımız O’nun gibi olmaya çalışmak olmalı. Bu nedenle Kur’an-ı Kerim’i sadece okumakla kalmayalım ve hayatımıza dönüştürelim.”
İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Hadis Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Ertürk de, bütün aylar için Müslümanlık ya da İslam’ı hayata aksettirmenin aynı olması gerektiğine dikkat çekiyor ve ekliyor: “Ramazan’da yoğun bir ibadet olması yönüyle farklılık olabiliyor. Diğer aylarda olduğu gibi Ramazan ayında da Müslümanlar öncelikle Kur’an’ı anlayarak okumalı ki anladığı şeyleri hayatına aksettirebilsin. Bilhassa Hz. Peygamber’in ifadesiyle haramlardan, yasaklardan kesinlikle kaçınmalı, emrettiklerini de elden geldiğince yapmalı.”
Ramazan Müslümanlığı değil, 12 ay Müslümanlığı esas alındığında problemlerin ortadan kalkacağını belirten Ertürk sözlerini şöyle sürdürüyor: “Allah katında en makbul ibadet az da olsa devamlı olanıdır. Yani Nebevi sünnetin ilkesinde, devamlılık esastır.
Bu sebeple Kur’an-ı Kerim’i yavaş yavaş, anlayarak okuyup hayatımıza da sindire sindire tatbik ettiğimiz sürece bir anlamı olacak.”
EMEL TEMİZAY
0 YorumLarım-ız:
Yorum Gönder