25 Şubat 2011

Çekirdek aile, dünya çapında bir aile nasıl olur?


 Çekirdek aile, dünya çapında bir aile nasıl olur?


Bir arkadaşla sohbet ediyorduk. Dedim ki: "Arkadaşlar arsa, daire aldıkça çoluk çocuğunu haberdar ediyorlar.
Onları sevindirmek istiyorlar. Yaş ilerliyor, mal artıyor...
Ahiret yolculuğu başlıyor. Hiç değilse malımdan bir kısmını hayır işlerine vereyim dediği an, kıyametler kopuyor. Çocuklar büyümüş, hepsi düğün parası, sermaye vs. istiyor. Hepsinin arabaya, yazlığa ihtiyacı var. Hepsi konfor içinde yüzmek niyetinde. Kaç kişi hayra hasenata razı olur? Adamcağız da bu yaşta kavgayı gürültüyü göze alamaz. Dolayısıyla kendi malını dilediği yerde kullanamaz. Anlar ki, esirim..."

Yanımdaki arkadaş dedi ki: "Ağabey, ben senin anlattığın gibiyim. Beş kuruşumu bir yere veremiyorum."

İçimden asrî köleler ibaresi geçti. Pek çok kimse kasada can veren zengine benziyor. Kimisi maddeten kimisi manen ölüyor.

Minyeli Abdullah romanı çıktıktan sonra Mahir İz hocam bana bir mektup yazıp göndermişti. Mektupta şöyle diyordu: "Minyeli Abdullah hamallığa devam edemez, sosyal seviyesini yükseltmek zorundadır. Apartmanlara karşı çıkılamaz. Parası olan apartman yapsın, mobilyalar alsın, bunların zekatını versin."

Hocamın mektubu doktorun attığı neşter gibiydi; acıttı amma şifa oldu...

Para bir alettir, kullanıldığı yere göre değer alır.

Para kazanıldığı yere ve harcandığı yere göre değer alır.
Materyalistlerin putlaştırdığı parayı Müslümanlar esir alıp İslam'ın emrine sokacak...

Aile çerçevesi içinde kalmak... Ev, mobilya, araba, yazlık, arsa, servet... Komünistler, din düşmanları, masonlar, dünya çapında aile olmaya çalışırken, Müslümanlar çoluk çocuğun arasında kayboluyor... Misafirlik denilen evcilik oyunlarını da hizmet sanıyorlar.
Halbuki "kimin himmeti milleti ise, o tek başına bir millettir."
 
Ziyafetler ziyareti öldürdü.
Bir arkadaşı ziyarete gideceğiz, düşünüyoruz, ziyaretimiz öğleye akşama denk gelmesin. Çünkü yemek zamanı gidersek, arkadaş kalkıp pirzola, tatlı, yoğurt alacak ki bize yedirsin. Şahane bir sofra hazırlıyorlar, yiyoruz içiyoruz, kalkıp eve dönüyoruz. Biz gidince, evin hanımı bulaşıkları yıkıyor, evi derleyip topluyor. Kocasına diyor ki: "Bir daha kimseyi çağırma!" Kocası da diyor ki: "Bu hizmettir, böyle devam edecek!" O da, "Devam etmez!" diyor, başlıyorlar inatlaşmaya... Sonra da dargınlık.

Müslüman aile İslam'ın derdini kendine dert edinirse dünya çapında aile olur. 
Bir insan ulvi dertleri kendine dert edinmiyorsa, süfli dertler kendisine müptela olacaktır!.. 
En büyük meselemiz, imanımızı kurtarmaktır...

Bediüzzaman Hazretleri, "Karşımda bir yangın var, içinde evladım yanıyor." derken, Müslümanların evinde kaybolması anormalliktir.

"Ne baş yedi, ne kan içti bu meydan..
Bu meydan âşıktan canını ister.." 
(Necip Fazıl)


Hekimoğlu İsmail

4 YorumLarım-ız:

SELHUN dedi ki...

cok güzel ve dogru yazı canım sefam
inanki yazdıklarını okurken düşündüm ne dogru şeyler herkes bir ipin peşinde koşturup gidiyoruz sevgi ve muhabbetle kucaklıyorum sevgili sefam

Seyr-ü Sefam dedi ki...

Eyvallah Selhuncum..
Allah razı olsun..

İnsanız nisyandan geliyoruz..
Burada misafir olduğumuzu unutup dalıyoruz dünyaya..

Rabbim işAllah çekirdekten çınara, önce nefsi sonra insanlığı düzeltebilen, örnek olabilen aileler yapsın her birimizi..
Amin..


Selametle..

marifet ellerimizde dedi ki...

canımm gonlune saglık .ne dogru bır yazı:)zaten bu zmaana gelmezdı dogrulugu kanıtlı olmasa:)

Seyr-ü Sefam dedi ki...

Allah razı olsun ablaçım..
Sağolsın..


Selametle..